Sevgili Okuyucular, geçen sayımızda yaratıcılıkla ilgili kimi ortamlara değinmiştim. Sanırım çoğumuza hiç de yabancı olmayan, ancak bilince çıkarılmasının yararlı olacağını düşündüğüm için, bu ay da aynı konuya devam edeceğim.
Kirece gömülü saçlarımı Başkalarının ipek merdiveninde kestiler Aykırı bir uctan Issızlığına kavuştuğu an Sökün etti alt bölgeye Tüm elemanlar Yönler Renklerine ayrılırken Adımlardım su ve buz bölgesini Yorum yapabilirsiniz... (0 Yorum)
yokkuşağıyız dünyanın asılıyoruz hayata yumuşak yerlerinden boyuna sevişmeler enine ayrılıklar ‘aranan’larıyız modern masalların: çamur prenses, parmak aşık, çizmeli şair ve sihirli kavalıyla zamanın upuzun bir î gibi inceltilmiş o şiir dudak büküyor hayata koynuna alıyor küs oluşları Yorum yapabilirsiniz... (0 Yorum)
ince bir yağmur kokusu sızıyor dudaklarıma işsiz kalabilirim, yüzünü çıkar yazdan gece bu şiirle birazdan gidecek kapım çalındıkça açmayacağım, az öteden çağıracağım suskunluğumu
‘o ki, bir takım yıldızıydı.’ ben seni düş evimde büyüttüm bunca zaman turuncu zakkumların kıyımından çalarak çizilmiş bedenime örter gibi tenini tükenen bir şeylerin kıyımından çalarak esmeyen rüzgarların kuytusuna sığınıp
Annem aşklarını karşılıksız yaşar Yeşil bir rüzgâr ısırır etini beyaz Gül açtı tenimde diye sevinir Üstüne gülüşünü veriverir Ardını sormaz Yorum yapabilirsiniz... (0 Yorum)
Gidiyor beni çağıran atım seslerim Belli gel-gitim bitkin düşmüyor şiirsel koşumdan kovaladığım bulutu ve esin dolu türkümüzü Sadece aşkın ve benim doğduğumuz terlere Yorum yapabilirsiniz... (0 Yorum)