Marx, Kapital'in birinci cildinin ilk Almanca baskısına
yazdığı "en sonundaki amacı(nın) modern toplumun
ekonomik hareket yasasını ortaya çıkarmak" olduğunu
söylemişti. Diğer bir ifadeyle Kapital "iktisat"a
ait bir çalışma olarak kaleme alınmıştır. Ama özelde
Kapital, genelde Marx'ın iktisadi üzerine yazmak/konuşmak
tam da bu noktada güçlükler çıkarır-özellikle yerleşik
"iktisak"ın örgün/yaygın etki alanı içinde kalanlar
açısından...
Demek ki vurgulanması gereken ilk nokta yerleşik
"iktisat"ın mahiyeti ile Marx'ın/Marksçı iktisadın
mahiyeti arasındaki farklılıkları kaba fırça vuruşlarıyla
da olsa ortaya koymaktır.
1848'lerden itibaren Marx'ın yapamay çalıştığı;
anlayabildiğim kadarıyla şuydu; felsefe, tarih,
toplum ve iktisat düşüncesini bir potada eritmek.
O günden bugüne ne kadar şiddetli eleştirilere maruz
kalmış olursa olsun varlığı kabul edilmek durumunda
kalınan bu yeni düşünce tarzıydı. Keza; bütün eleştirmelere
rağmen onu Batı düşüncesinin/kültürünün ayrılmaz
bir parçası haline getiren de bu yeni düşünme tarzıydı.
Marx'ın söyledikleri (Kapital'de ve başka çalışmalarında)
birkaç önermede/öncülde sanırım toparlayabiliriz:
1) Toplumların mevcudiyetlerini korumaları ve sürdürmeleri
ancak üretimle mümkündür.
2) Üretim daha başlangıcından itibaren toplumsal
üretimdir; bireysel üretim tarih dışıdır.
3) Üretim bir süreçtir ve bu süreç ilişkisel niteliktedir;
yani üretim sürecinde insanlar hem doğa ile hemde
birbirleriyle zorunlu bir "tarz" içinde gerçekleştiği/gerçekleşeceği
anlamına gelir: üretim tarz(lar)ı
4) Üretim sürecinde insanların birbirleriyle belirli
ilişkilere girmeleri üretim araç ve gereçleri üzerindeki
mülkiyet ve kontrol ilişkileri dolayımında gerçekleşir;
böylece sınıflar, üretim sürecinde mülkiyet ve kontrol
ilişkileri bağlamında ortaya çıkar.
5) Sınıflar bir kez ortaya çıktıktan sonra, tarihteki
gelişmelerin ve kurumların çerçevesi sınıflar arasındaki
mücadelenin şekli ile belirlenir. Ve u gelişmeleri
tasvir eden açıklayan kavramlar da bu süreç içinde
billurlaşırlar: kavram ya da alfa ve omega gerçekliklere
değil, ancak ilişkisel gerekliklere işaret ederler.
6) Üretim araç ve gereçleri üzerindeki mülkiyet
ve kontrol sadece iktisadi eşitsizliklerin kaynağı
olmakla kalmaz, siyasi eşitsizliklere de yol açar.
7) Mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin yerleşmesi
ve gelişmesi ile birlikte tarih içinde artık-emek'in
tahsisi ve kontrolü toplumsal sorunların temelini
oluşturur.
Ve tüm bunların tarihsel ve mantıksal uzantısı
olarak;
8) Artık emek'in tahsisi ve kontrolü, ex-post ve
dolayımlı olarak değil, ex-ante ve dolayımsız olarak
toplumun kendisi tarafından gerçekleştirilebilir
ve gerçekleştirilmelidir: "...Üretim araçlarının
santralizasyonu ve işin toplumsallaşması, sonunda,
bunların kapitalist kabuklarıyla uyuşamadıkları
bir noktaya gelir dayanır. Kabuk kırılır. Kapitalist
özel mülkiyetin saati çalmıştır. Mülksüzleştirenler
mülksüzleştirilirler."
Kapital'i Anlamak
Yukarıda kabaca çizilen çerçeve içinde Marx'da
"iktisat"ın rolü, o halde, bir evredeki/aşamadaki
iktisadi ilişkiler sistemini çözümlemektedir denilebilir:
Söz konusu ilişkilerin nasıl ortaya çıktıkları,
nasıl işledikleri nitel ve bicel yönleri ile araştırılmalıdır.
Demek ki Marx'ın iktisadında kavram ve kategoriler
her zaman insanlar arasındaki ilişkilere işaret
ettikleri için zorunlu olarak tarihsel ve sosyolojik
boyutlar taşırlar. Ne var ki bu önerme doğru olmakla
birlikte, eksiktir. Çünkü aynı kavram ve kategoriler,
diğer yandan fakat aynı zamanda insanlarla şeyler
(ürün, mal ve meta) arasındaki ilişkilere göndermede
bulunurlar. Bu, özellikle genelleştirilmiş bir meta
üretim tarzı olan kapitalizm için doğrudur. Meta-meta
ilişkisinin öteki yüzü, insan-insan ilişkisidir
de. Bu ilişkilerin özgül mahiyetidir ki üretilmiş
şeyleri ürün, mal veya meta şeklinde adlandırmayı
olanaklı kılar. Kapital'in birinci cildinin birinci
bölümünün başlığı (Türkçe'deki çevirileri ile) "Mallar"dır.
Mallar, emek ürünleridir ama "... toplumsal özün
kristalleri olarak, değerdirler (mal-değerdirler)".
Diğer bir anlatımla kapitalizmle değer basitçe büyüklük
(nicelik) değil, bir toplumsal ilişkidir de (niteliksel
boyut). Marx'ın Kapital'de sarf ettiği çaba da bu
nitel ve nicel boyutları bir ve aynı anda, fakat
aşama aşama, soyuttan somuta çözümlemeye yöneliktir
... Kapital'de bunun tipik örneklerinden biri emek
değerlerinden hareketle toplumsal üretim ilişkileri
temelinde; hem fiyatları, hem de bölüşümü belirleme
çabasıdır.
Marx'ın üç ciltlik Kapital'inde yer alan sorun
ve teorileri çözümleyip değerlendirmelerde bulunmak
bu kısa ve mütevazı yazının sınırlarını çok aşacaktır.
Ama yayımladığı tarihten bu yana değer teorisi,
artık değer teorisi, fiyatların değerlere, değerlerin
fiyatlara dönüşümü teorisi, kâr oranlarının düşme
eğilimi yasası, yoksullaşma teorisi vb. saldırılara,
eleştirilere/değerlendirmelere uğramış/tabi tutulmuş
ama yine de ayakta kalabilmiştir. Belki de bunun
başlıca nedeni bir zamanlar R. Luxemburg'un dile
getirdiklerinde yatmaktadır:
"... onun Kapital'i nihai ve değişmez gerçekleri
içeren bir Kitab-ı Mukaddes değil fakat daha üst
düzeyde inceleme, daha ileri aşamada bilim araştırması
ve gerçeği bulma yönünde daha çok mücadele için
tükenmez bir teşvik kaynağıdır."
Kapital'e anlamak için bakanların görev sorumlulukları
bildiğim kadarıyla her zaman büyük ve ağır olmuştur...
Prof. Dr. İşaya Üşür
Bilim ve Ütopya / Şubat 2002 / 92