:: Nietzsche : Felsefe ::

Makale/Felsefe Tarihi Kavramı


Felsefe Tarihi Kavramı


İnsan tinselliktir —, duyu, duygu ve düşüncedir. İnsan hiç kuşkusuz kendini etkinliğinde vareder, ama etkinliği yalnızca özdekseli biçimlendirmek, yalnızca doğanın zorunluğunu doğrulamak değildir. İnsan Doğanın bittiği ve Tinin başladığı yerde başlar. Ve böylece ancak tinselliğini etkinleştirdiği ölçüde kavramına hakkını verir, ancak tinsel uzamında güzelleştiği, iyileştiği ve gerçekleştiği ölçüde anlam ve değerini, özgürlüğünü ortaya koyar.

İnsan tinselliğini sonuna dek geliştirmelidir çünkü tinin belirlenimi özgür olmaktır.

1) İnsan ona verili Duyarlığın sonsuzluğuna ulaşmalıdır.
2) Ona verili Duygunun sonsuzluğuna ulaşmalıdır.
3) Ve ona verili Düşüncenin sonsuzluğuna ulaşmalıdır.

Bu önsellikler onda tanrısallık dediğimiz herşeydir. Ona verilidirler. İnsan kendini yadsımaksızın bu özsellikleri yadsıyamaz. Bu onun vazgeçilmesi olanaksız belirlenimidir. Yazgısı, doğası, özüdür. Gizilliğinin kendini günışığına çıkarması için, Özgürleşmesi için erkedir. (Ama onları karşıtları olarak da yaşayabilir, ve Güzelliğe, Duyunca ve Gerçekliğe yabancılaşabilir, kübizme, nihilizme, pozitivizme dönebilir.)

1) SANAT insan duyarlığının Güzelliğin algısında sonsuza ulaşma çabasıdır.
2) İNANÇ bir ve aynı sonsuzluğun duygu olarak hedeflenişidir, insanın sevgi yoluyla başkalığı yenme, tüm varlık alanı ile Bir olma istencidir.
3) Ama insanın en gerçek doğasının düşünce olduğu düzeye dek, düşüncesiz duyarlık ve duygu salt birer soyutlamadır. Düşünce duyu ve duyguyu doğallığın üzerine tinselliğe yükseltir, onları insansallaştırır, onların gerçekliğidir. FELSEFE insanın düşüncesinde tanrısal olanla özdeşleşme, bilincine tam olarak gerçekliğin biçimini verme girişimidir.

Bu tinselliklerin dışındaki herşey insan kavramına, onun gerçeğine yabancıdır ve onu bir sıradanlık, değersizlik, anlamsızlık, aptallık varoluşuna düşürür. İnsanın özsel doğası ile saçma bilinç biçimleri arasındaki uyumsuzluğun bir sezgisi olarak, Nihilizm insan gerçeğini olumsuz olarak doğrular. İnsan ne olduğunu ancak ne olabileceği karşısında ölçebilir. Hayvan bu özsellikten yoksun olduğu için nihilist değildir.

Felsefe Tarihine Zamansal Bakış Açısı Geçerli Midir?

Felsefe tarihinin başlangıcına 1) yine o tarihin başından bakılabilir. 2) Ara bir zaman noktasından bakılabilir. 3) Ve bütünün bakış açısından bakılabilir. Ama tümünden de önemli olan nokta Felsefe Tarihine onun içeriğini kavrayabilecek bir bakış açısından bakmak, ya da ona doğal bilincin kibirinin bakış açısından, eş deyişle dışsal olarak bakmaktır. Doğal Bilincimiz tarihsel olarak ne denli ilerde olursa olsun, ister 2.500 yıl isterse 25.000 yıl daha yaşlanmış olsun, ussal olarak Thales’ten zamanın terimlerinde anlatılamayacak bir yolda geridir.

Felsefe Tarihi ilkin Tarihi olmayan Gerçekliğin, değişmeyenin, başlangıcı ve sonu olmayanın bir "Tarihi" olarak baştan sona çelişkili bir kavram olarak görünür. Gerçeklik geçici ve yitici değilken, tarihsel olan ise özsel olarak geçici ve yitici olmalıdır. Gerçekten de Felsefe Tarihinde ancak ortadan kalkmaya açık olan yan bu tarihi oluşturma hakkını ve değerini kazanır. Ancak kendini ussal bütünde bir kıpı yapmaya yetenekli olan yan saklanır.

Öte yandan, bir oluş süreci olarak da Felsefe Tarihi kavramının kendisi yitişe belirlenmiş görünür. Felsefe Tarihine eşlik eden dışsal takıntılar (sofizm, kuşkuculuk, görgücülük, pozitivizm, nihilizm vb.) hiç kuşkusuz gerçekten de bu süreçte geçici olanı oluştururlar. Ama Tarih kavramını felsefeye uyguladığımız zaman bu özsel olarak onda gerçek olan yanı ilgilendirir.

Felsefe Tarihi insanın henüz gerçekliğine erişmediğini ama erişeceğini imler. Gerçeklik bilinebilirdir, Varoluş anlamlıdır, İnsan değerlidir: Bunların tümü de bir ve aynıdır.

Felsefenin Kavramı

Tüm başka bilimlerin tersine, felsefenin bir ön-kavramı verilemez: Felsefenin ne olduğunu kavramak için birey ne denli değerli görünürse görünsün doğal bilincinin tüm bilgeliğini bir yana bırakmalı, bu tasarımsal içeriği bütününde yadsımayı göze almalıdır. Buna değer. Kavramın sonsuz kurgul doğası bu doğal bilincin sonlu görgül düzleminde kendini gösteremez. Gerçekliğin Bilinci doğal bilincin eriminin, biçiminin, değerinin ve anlamının ötesindedir, ve Gerçeklik doğal bilincin şu ya da bu köşesinde onu bütününde değiştirmeksizin yerleşebilecek bir bilgi parçası değildir. Bu iletişimsizlikten ötürü, felsefe eğitimini üstlenen doğal bilinç, doğal bilinç olarak kaldığı sürece, saltık olarak felsefenin gerçek kavramına ulaşamaz. Kendini yanıltır. Felsefede imge, tasarım, genel düşünce, duyusal-algı, sezgi, duyum, duygu ya da giderek soyut, genel kavram vb. gibi ansal yetilerle değil ama kurgul düşüncenin alanında olduğumuzu başından kabul etmeliyiz — hiçbir ikircim, hiçbir bulanıklık, hiçbir belirsizlik olmaksızın.

Felsefi Ayrıcalık

Felsefe niçin yalnızca birkaç bireye ve yalnızca birkaç ulusa açıktır?

Felsefede Türlülük

Bir birlik öğesinden yoksun olduğu düzeye dek, doğal bilinç alanında felsefenin ne olduğu konusunda bir TÜRLÜLÜK egemendir. Oysa felsefe Gerçeklik ile ilgilenir, ve Gerçeklik, doğal bilincin de duraksamadan kabul ettiği gibi, Birdir, çok ya da göreli değil. Ve gene de Felsefe Tarihinin kendisi bu türlülüğün dolaysız kanıtı olarak görünür. Doğal bilinç bu Tarihe baktığında, orada birbirlerinden ayrı, giderek birbirleri ile çatışan birçok felsefenin bulunduğunu gözler. Ve bu görüngü konusunda bir yanılgı içinde olup olmadığını sorgulayacak kavramı henüz yoktur. Onun için, bu Tarihte bireysel felsefecilerin önesürümleri, önermeleri, dizgeleri, görüşleri vb. sergilenir, ve bir birlikten söz etse de, bu aslında tümünü aynı sepete doldurmaktan daha iyi değildir.

Başlangıç

Felsefe Tarihinin başlangıcında eksik olduğunu söylemenin bir genelemeden daha öte değeri olmamalıdır: Ön-Sokratik dizgeler henüz yalnızca gelişmekte olan bir bütünün ön evreleridirler, ve önlerinde yatan gelişim olanağının kendisi eksikliği kaçınılmaz belirlenimleri yapar. Ama tarihin daha sonraki evrelerinde ortaya sürülen dizgelerde benzer eksiklikleri ve tek-yanlılıkları gördüğümüz zaman, bunun imlemi bu dizgeler için ön-Sokratik dizgelerin hakkı olan özrün geçersiz olduğudur.

Tarih kavramının kendisinin bir oluş süreci gibi bir yanı olduğu sürece, Felsefe Tarihinde bir gelişme yer alıyor olmalıdır. Türlülüğün dışsal bir bağıntı olmasına karşın, felsefenin bir tarihi olması olgusu daha iyisini, bir iç bağıntının olduğunu imlemelidir. Felsefenin geçmişi ve şimdisi arasında yalnızca dışsal sürecin değişimlerini yansıtan zamansal bir adışıklık değil, ama geçmiş olanın şimdide olanı belirliyor olması anlamında özsel bir bağıntı olmalıdır. Bu özsellik tüm zamana ve yere bağlı ekinsel koşullardan, kişiselliğin etkilerinden bağışık, bir bakıma özerk bir yanın olabileceğini düşündürmelidir. Burada tüm böyle olumsallıkların dışında ve üstünde düşüncenin belirli bir yanı işliyor olmalıdır. Bir kez ilk başlangıcını yaptıktan sonra, felsefe ancak önceki felsefenin kazanımları üzerine gelişebilir. Tıpkı Tarihin kendisinde olduğu gibi, felsefe tarihinde de geçmişin gecesinde bir arı yitiş değil ama her zaman şimdiyi belirleyen bir tözsellik büyür.

Felsefe varlığı özsel olarak kavram olarak alan bakış açısı olduğuna göre, ve kendini tüm başka bilinç biçimlerinden arı kavramsal etkinlik olması yoluyla ayırdettiğine göre, insan usunun varlığı kendi terimlerinde kavramak için İyonya’da yer alan ilk girişimlerinin başarısını da bu aynı us ölçütü yoluyla saptamalıyız.

Gerçeklik modern dönemin değersizlik bilincinin bakış açısından ilgiye değer bir sorun değildir. Bu konuda bilincin kendini kandırmaması gerekir. Bu yabancı bilinç için Gerçeklik tüm dışsallıklar karşısında en çoğundan ikincil bir sorun olabilir ve bu bilinç bu tutumunda kendi özünü, en değerli yanını, en önemli, anlamlı sorununu önemsizleştirdiğini düşünmez. Gerçeklik ile sanki bir öznellik sorunuymuş gibi ilgilenir ve kendine onun biçimini vermeye çabalamak yerine, tam tersine ona kendi öznel biçimini, kendi kofluğunun belirlenimini vermeye çabalar.


İdea

...................................*...................................
* *


Nietzsche

Nietzsche

Nietzsche

x

iletişim: nietzsche@ayrinti.net 2002 - 2008

Hosting