İlk çağ felsefesi deyince, dar anlamında
Yunan felsefesi ile bu felsefeden doğmuş olan Hellenizm-Roma
felsefesini anlayacağız. Belli bir tarih dönemini
adlandıran İlkçağ kavramı, bilindiği gibi, geniştir:
Bu dönem, ilk yazılı belgelerle başlar — aşağı yukarı
dördüncü bin yıldan İsa’dan sonra 476 yılında Batı
Roma İmparatorluğunun çöküşüne kadar sürer. Bu uzun
zaman aralığında da, birçok kültürler doğup gelişmiştir.
Uzakdoğu ve Hint kültür çevrelerini bir yana bırakırsak,
yalnız Akdeniz çevresinde başlıcalarını sayalım: Mısır,
Mezopotamya (Sümer, Akad, Babil, Asur), Hitit, Fenike,
Yahudi, Yunan, Pers, Roma, Kartaca kültürlerini buluruz.
İlkçağ kavramı, bütün bu kültürleri içine alır. Öyle
ise, neden İlkçağ felsefesi derken, yalnız Yunan felsefesi
ile bundan türemiş olan felsefeleri anlıyoruz? Neden
bin yıllarca sürmüş olan bu çağın, felsefe bakımından
başarısını yalnız Yunanlılara ayırıyoruz? İlkçağı
bir bütün olarak ele almak doğru olmaz mıydı?