Büyük İskender’in egemenliği ile özgür
ve bağımsız Yunan kent devletinin günü gerçekten tarihe
karışmıştı. Onun ve politik erk için birbirleri ile
döğüşen ardıllarının egemenlikleri sırasında Yunan
kentlerinin ellerindeki özgürlük ancak sözde idi,
ya da en azından her şeyin üzerinde duran egemenin
iyi niyetine bağımlı idi. İşte bu yeni politik durum
kaçınılmaz olarak felsefede de bir etki yarattı. Hem
Platon hem de Aristoteles Yunan Kentinin insanlarıydılar,
ve onlar için birey; kentten ve kentin yaşamından
ayrı düşünülemezdi: kentte idi ki, birey ereğine erişir,
iyi yaşamını sürdürürdü. Ama özgür kent daha büyük
bir kozmopolitan bütüne kaynaştığı zaman, yalnızca
Stoacılıkta gördüğümüz gibi dünya vatandaşlığı ideali
ile kozmopolitanizmin değil, ama bunun yanı sıra bireyciliğin
de öne çıkması ancak doğal olabilirdi.