
Dünyanın
En Güzel Öyküsü: Felsefe
Felsefe nedir? Bu, hayli meşhur ve zor bir sorudur.
Onu cevaplamanın en kolay yollarından biri,
felsefenin filozofların yaptığı şey olduğunu
söylemek ve sonra da Platon, Aristotales, Descartes,
Hume, Kant, Russel, Wittgenstein, Sartre ve
diğer ünlü filozofların eserlerine gönderme
yapmaktır... [ devamı]
|

Felsefe Tarihinin Genel Bölümü
Söyle diyorduk: felsefe düsüncedir; felsefe, içerigi
de genel olan geneldir. Öyleyse, felsefesel düsüncenin
içerigi, yalnizca öznel degildir, ayni zamanda tüm
varligi da kapsar. Gerçekten de, genelin belirlenmemis
oldugunu düsünebiliriz ilkin; [ama] genelin belirlenmis
olmasi gerekir ya daha çok, kendini, kendisi tarafindan
belirlemesi gerekir; ve felsefe tarihi, belirlenimlerin,
soyut genelde adim adim nasil ortaya çiktigini;
bu genelligin, kendini, gittikçe daha fazla ve daha
derinlemesine, kendinde nasil belirledigini gösterecektir.
[ devamı] |

|
Felsefe
Tarihi
İlk çağ felsefesi deyince, dar anlamında Yunan
felsefesi ile bu felsefeden doğmuş olan Hellenizm-Roma
felsefesini anlayacağız. Bugün bildiğimiz anlamdaki
felsefeyi ilk olarak ortaya koyan, yaratan eski
Yunanlılar olmuştur. Böyle bir felsefe, Klasik
İlkçağ ya da Antik Çağ adı verilen, yalnız Yunan
ve Roma kültürlerini içine alan, İsa’dan önce
8. yüzyılda başlayıp, İsa’dan sonra 5. yüzyılda
sona eren, demek ki bin yıldan çok süren bir
tarih aralığının ürünüdür. [devamı]
|

|
Hellenistik
Felsefe
Aristoteles’ten sonra Hellenistik felsefe, iki
doğrultuda gelişmiştir. Bir yandan bir ahlak
felsefesi, öbür yandan da pozitif bilimler üzerinde
bilgince bir araştırma olmuştur. Platon ve Aristoteles’in
okulları da (Akademia ile Lykeion) bu gelişmeye
ayak uydurmuştur. [devamı]
|

|
Felsefe
Tarihi Kavramı
Felsefe Tarihi insanın henüz gerçekliğine erişmediğini
ama erişeceğini imler. Gerçeklik bilinebilirdir,
Varoluş anlamlıdır, İnsan değerlidir: Bunların
tümü de bir ve aynıdır. [devamı]
|

|
Felsefede
Romantiklik
Almanya'da Kant'tan hemen sonra gelen ve kendilerini
Kant'ın devam ettiricileri sayan bir takım idealist
filozoflar var. Bunlar, birazda, belirli bir
akım teşkil ederler. Başlıcaları, Fitche, Schelling
ve bir dereceye kadar, Hegel'dir. [devamı]
|

|
Konfüçyus
- Konuşmalar
Kendi sözleriyle; onbeş yaşında kendisini öğrenmeye
vermiş Konfüçyus, 30 yaşında iradesine sahip
olmuş, 40 yaşında şüphelerden uzaklaşmış, 50
yaşında "göğün emrini" öğrenmiş, 60 yaşında
seziş yoluyla herşeyi kavramış ve ancak 70 yaşından
sonra -doğru olan şeylere zarar vermeden- kalbinin
isteklerini yerine getirmiş! [devamı]
|
BİLİM
Bilimin
Düzenlenmesi
"Sokrat insanlığa felsefeyi, Aristo ise bilimi
verdi," der Renan. "Sokrat'tan önce bilim vardı;
vardı ama, Sokrat ve Aristo'dan sonra dev adımlarla
ilerledi. Bu ilerleme onların kurmuş olduğu
temele dayanıyordu." Aristo'dan önce bilim,
ana karnındaki cenin gibiydi, Aristo'yla doğdu.
[ devamı]
|

Bilim
Us Doğaya kavramlarıyla yaklaşır, ve orada kendini
bulmayı ister. Doğa özsel olarak ussaldır. Kavram
Mantığı bize Doğa Kavramlarının da olduklarından
başka türlü olamayacaklarını, ilişkilerinin
mantıksal olmanın dışında olamayacağını öğretir.
Bunun anlamı Doğada hiçbir gizemin, hiçbir bilinmeyenin,
hiçbir belirsizliğin, hiçbir anlaşılmazlığın
olamayacağı, ona kuşku ile ya da inak ile yaklaşmanın
ona yabancı kalmak olacağıdır. [ devamı]
|
"Doğa
Kadın, Bilim Erkektir"
Her şey bir soruyla başladı...
"Doğa dişil, bilim erildir." Bu sözlerin sahibi,
bilim ve felsefe tarihinin önemli şahsiyetlerinden
Francis Bacon. Ancak bu düşünce Bacon'dan önce
ve sonra pek çok filozof tarafından da paylaşılmıştır.
Bu yazıda bütün bu cinsiyetçi tarihin önemli
uğraklarını takip ederek izini süren bir kitaptan
bahsetmek istiyorum. [ devamı]
|
Bilim
ve Felsefe
Geçmişte doğa bilginlerinin çoğu rastlantı ile
zorunluluğu birbirlerini kesin olarak dışlayan,
reddeden kavramlar olarak ele alırlardı. Bugünde
bu şekilde yaklaşanlar var. Bu düşünceye göre
bir olay,bir durum yada bir süreç ya rastlantı
yada zorunluluk sonucu gerçekleşmiştir. Ama
ikisi birden etkili olmamıştır. Burda önemli
olan diye düşünürler, bu iki özelliği birbirine
karıştırmamaktır. [ devamı]
|
SANAT
Croce - Güzellik
Nedir?
"İç dünyaya hâkim olduğunuzda, bir figürü
ya da heykeli canlı ve duru olarak kavradığınızda,
bir müzik teması bulduğunuzda, ifâde doğmuştur
ve tamdır, başka gereken bir şey yoktur. Böylece,
ağzımızı açtığımız, konuştuğumuz ve şarkı
söylediğimiz zaman, içimizde söylemiş olduğumuz
şeyi, yüksek sesle söylemekten ve içimizde
terennüm ettiğimiz şeyi yüksek sesle terennüm
etmekten başka şey yapmıyoruz. Ellerimizin
piyano tuşlarına vuruşu, kalemi ya da keskiyi
elimize alış, isteme bağlı şeylerdir (bunlar
estetik faâliyetle değil pratik faâliyetle
ilgilidir). Böyle yaparken bütün yaptığımız
şey, kısaca içimizde yapmış olduğumuz şeyleri
büyük hareketlere dönüştürmektir." [devamı]
|
Schopenhauer
- Sanat Üzerine
Müzik, hiçbir zaman fenomeni (görünüşleri) dile
getirmez. Müziğin dile getirdiği şey, bütün
fenomenlerin iç özü ve kendinde varlığıdır;
Yani iradenin ta kendisidir. Bundan ötürü, müziğin
belli bir neşeyi, şu ya da bu hüznü, şu ya da
bu tutkuyu, içrahatlığını dile getirdiği söylenmez.
Müzikte dile gelen şey, her çeşit ruhsal dürtünün
ve koşulun dışındaki genel ve soyut özdür. Ve
müzikte, bu soyut özü, kolaylıkla ve eksiksiz
bir biçimde kavrarız. [ devamı]
|
DİN
|
Pascal'ın
Kumarbaz Argümanı ve Eleştirisi
Biz Tanrı'nın varolduğunu ya da varolmadığını
bilmediğimiz için bir kumarbazın at yarışı başlamadan
veya kağıtlar dağıtılmazdan önceki durumuyla
tam tamına aynı konumda bulunmaktayız. Öyleyse,
yapmamız gereken şey ihtimal oranlarını hesaplamaktır.
Agnostiğe Tanrı'nın varolması, varolmamasıyla
tam tamına aynı ölçüde muhtemel görünür. Onun
eylem tarzını belirleyen şey, leyhte ya da aleyhte
hiçbir karar vermemek, hangi tarafa yöneleceğini
bilmemektir. [devamı]
|
İnsan
Düşüncesinin Tarihi ve Din
Onların bu hoşgörüsüzlüğü insan düşüncesinin
bütün tarihi boyunca kendini göstermektedir.
Daha başlangıçta insanlar iki kümeye ayrılırlar:
Bir yanda, dünyayı açıklamak için insan zekâsını,
yalnız ona güvenen kimseler. Öte yanda, inancın
duygusal etkilerine ve insan-ötesi açıklamalara
bel bağlayan dinci ve mistik kimseler... Birinci
kümedekiler maddecilerdir, Tanrı'yı tanımazlar.
İkinci kümedekiler ise, türlü biçimler altında,
idealizmi tutarlar. [ devamı]
|

Din
İle Bilginler ve Filozoflar
Dinler, bilim adamlarıyla filozofların atılganlığı
hiçbir zaman hoş karşılanmadılar. Yunan efsanesine
göre, insanların zekâsını aydınlatmak istediği
için Prometheus'u Olympos'un tanrıları Kafkasya'da
bir kayaya bağladılar. Bu efsane, bilim ağacının
meyvesinden tatmak istediği için cennetten kovulan
Adem'in İncil'deki hikâyesiyle birleşir. [ devamı]
|
POLİTİKA
Karl
Marx ve 'Kapital'
"Üretim araçlarının santralizasyonu ve işin
toplumsallaşması, sonunda, bunların kapitalist
kabuklarıyla uyuşamadıkları bir noktaya gelir
dayanır. Kabuk kırılır. Kapitalist özel mülkiyetin
saati çalmıştır. Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilirler."
[ devamı]
|
:: GELİŞTİRİLİYOR ::
|
...................................*...................................
* * |
| |
|
|
|
 |
Nietzsche
|
|
Nietzsche
|
|
Nietzsche
|
|
|