Yarım kalmış acılar denizi pencereme
konardı geceyle, savrulurdum. Gözyaşı kokusuyla dolu
bir kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz mavisi
duman, sessizliğim. Aktım ölü deniz kızıyla gökkuşağı
saklı mektubun içine, pulumuz rüzgar oldu, postacımız
güvercin. Civa gibi eridik kabımızda. Kırmızıya gittik.
Hemen yokladım yüzümü yağmurun yuva yaptığı ellerimle.
İyice şaşırmıştı alıcısı vapur ıslığımızın. Saplandı
gözlerimin ışığı yeni güne.
..Mermer bir kayıkla
geri döndük
...diğer yarısına acının,
... usulca çekildi
deniz,
......son bulduk, yenildik.
Artık yataksız bir liman yüreğim, soğuk ve loş.
Kırık
düşlerim. Serçelerde gözlerimin buğusu. Buruk içim.
..Böylesi bir yenilgiyi
beklemediğim için
...sabahın en serin
ucunda bağıran ben
... intihar edecekmiş
gibi sıkılıyorum
......düşük boynuma
asılı sonbaharı.
Çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kırıntılarımızla
boğulduğumuz odaya. Düştü saat duvardan, telefon
diye çevirdim yelkovanı: İmdat. Akrep soktu kendini.
Çan sesleri, ezan sesleri, mart sesi, çatılarda
kaldı gecenin gizi. Unuttum mektubun içinde boğulduğumu.
Elveda.
* Kaan İnce'nin Nisan 1992'de Yaşar Nabi Nayır
Gençlik Ödülleri Birincisi olan şiiri.
Yukarı
Dönüşüm
gecenin tazeliğidir ağır havada uçuşan
umut çığlıklarıdır ve sevinç
el işçisi ustalığıyla ses verir sahra'nın rengine
bir zenci aklanır, gece beyaza boyanır
maskeler dağıtılır, ölüm giydirilir üzerime
omuriliğimde bir su samuru kemirir benliğimi
acı çekmenin ötesindeyim
çürüyorum yokolmanın arifesinde
siyah camlar takılır gözlerime
ve ölüm dansları
çiçeğe dönüşecek mi gül kuşu
karanfil kırlangıca