Yusuf
Alper
ŞAİR
HER ZAMAN
Şiir ve Yaratıcılık Üzerine
İÇİNDEKİLER
I. ŞİİRİN
KURTULUŞU
Çatışmayla
Başlayan
Şiirin Oluşum Süreci
Şiir O Çizgidedir
Bir Kısır Döngüde
Otellerde Şiir
Artistik Patinaj
Ölüm ve Ödül
Şiir Çıkmazda
Şiirin Kurtuluşu
Türk Şiirinde Bireyselleşme
Şiir ve Hüzün
İmgeye Evet İmge Fetişizmine Hayır
Bayrağı Devralmak
Çocuk Kalmak ve Şiir
Ekmek Çalmak ve Şiir
Şiir ve Gençlik
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Nerede değil, Nasıl
Şair Aymazlığı ve Aşk
Günümüz Şirine Vurmak
Evet, Şiir Çıplak
Herkes Kendisinden Başlıyor
II. KENDİMİ YAZMAK
Kendimi Yazmak
Hiçbir Şey Yekta
Yaşama Sanatı
III. ŞAİR HER ZAMAN
Varlık'a Yanıtlar
Şair Her Zaman Haklıdır
Zamanın Kırılan Aynasında Bir Şair
İsa, Musa, Herkes Ya Da Hiç
Kıyı'ya Yanıtlar
ÖNSÖZ
Bu kitaptaki yazıların çoğunu şiir
ve yaratıcılık üstüne denemeler olarak
tanımlamak olasıdır. Bu yazılar bir gereksinimden
doğmuş, bir gereksinimi karşılamaya yönelik
yazılardır. Konuşma-söyleşi yazılarıysa
kendi şiirimle ilgili gibi görünse de hem deneme-inceleme özellikleri
barındırmakta, çağdaş Türk Şiirini
derinlemesine tartışmakta hem de şiirsel yaratıya
ilişkin özgün ve genel bilgiler içermektedir.
Yazıları genel olarak inceleme çerçevesinde görmek
olası değilse de inceleme niteliği taşıyanlar vardır.
Bir bakıma tüm 20. Yüzyıl Türk Şiiri'nin panoraması söz
konusudur. Ülkemizde ne yazık ki "nankör bir uğraş" olan
eleştirmen-incelemecilik her türlü saldırıya göğüs
gerebilen, sürekli hırpalanmayı göze alabilen birkaç gözüpek
insana kalmıştır. Onlar da çoğu zaman duygusal saldırılar
karşısında kırılmakta, küsmekte ve susmaktadır. Ülkemiz şiir
dünyasında şiir üstüne yazı yazmak bu ve başka
nedenlerle, genellikle şairlere düşmektedir.
Bir yönden, iyi ki böyle bir durum oluyor da bizler Cemal Süreya'nın,
Turgut Uyar'ın, Orhan Veli'nin vb. şiir üstüne neler düşündüklerini
okuyabiliyoruz, diye düşünülebilir. Ancak gönül
isterdi ki çok sayıda eleştirmen şiir üstüne
düşünce üretsin, şiir incelesinler ve ayrıca şairler
de şiire ilişkin yazsınlar. Bulduklarını özellikle
genç şairlerle paylaşmış olmaları önemlidir.
Hem saldırılardan yakınan Sayın Mehmet H. Doğan'a
hem de şairlerin şiir üstüne çok yazmalarını öneren
Sayın Memet Fuat'a katılmamak olanaksız. Ancak bence şairin
temel işi şiir yazmaktır. Tabii ki ayrıca şiir üstüne
yazabilir de. Yazma gereksinimi duyan ve yazan S. Birsel, Ö. İnce, İ. Özel,
A. Behramoğlu kadar şiir üstüne çok az yazan E.
Cansever ve hiç yazmayan Dağlarca gibi şairlerin tutumu da
saygıyla karşılanmalıdır. Ayrıca N. Hikmet, Necatigil, İ.
Berk, E. Ayhan ve S. Karakoç' un özgün tutumlarıyla yazdıkları da önemlidir.
Bu kitap, biri dışında, yaklaşık onbeş yılda, şiir
ve yaratma süreciyle ilgili, az sayıda toplumsal durum ve kültür
sorunları üzerine yazılmış yazıları ve yazılı-sözlü söyleşileri
içermektedir. Böylece yıllar içinde yazılmış yazıları bir
arada sunma olanağı olmuştur. Zaman zaman öfkeli düşünceler
görülse de genel olarak şiir ve sanata ilişkin yaratılara
ve yaratıcılara sevecen bir yaklaşım içinde olduğum
dikkatten kaçmayacaktır. Bence sanatsal uğraş, sonucu
ne olursa olsun saygıya ve sevgiye değerdir. Ancak bütün
sanatsal uğraşların sonunda büyük sanat yapıtlarının çıkmadığı ve çıkamayacağı da
ortadadır. Kimseyi büyük sanatçı, büyük şair
olmadığı için suçlayacak değiliz. Ancak kimse
de yazdığı üç beş sıradan şiirle
bizden, "büyük şair olduğu" yargısını bekleyemez.
Herkesin yetenek ve kapasitesi, sanatçı kumaşı farklılıklar
taşımaktadır ve bu da doğaldır. Önemli olan her
sanatçının bütün gizilgücünü kullanarak
en iyiye, en güzele ulaşmaya çalışmasıdır.
Bu niyet bile saygıyı hak eder. Ancak sonuçta çok az
yaratıcı büyük yapıt ortaya koyar. Bu somut bir gerçektir.
Tabii ki en büyük eleştirmen de zamandır.
"Kendimi yazmak" ve "bir şiirin oluşum süreci"yle şiir yaratma
sürecime ışık tutulmuştur. Bu süreç her şairde
farklılıklar taşıyabilir. Hiçbir sanatçının
yaratma süreci bir başkasıyla aynı olamaz. Olsa olsa benzerlikler
taşıyabilir. Hattâ her sanatçının her yapıtında
farklı yaratma süreçleri işleyebilir. Örneğin
aynı şairin kimi şiirlerinin yaratma sürecinde bilinçdışı işleyiş çok
etkili olabilirken kimi şiirlerinin oluşumunda güncel toplumsal
sorunların bilinç (ego) düzeyindeki işleyişi egemen
olabilir. "Egonun çatışmasız alanı"nın yaratma
süreci ve bilinçdışı ürünün estetize
edilmesindeki rolü yadsınamaz.
"Şiir ve Psikiyartri Kavşağında"* duran ve kendinin farkında
olan biri olarak böyle yazıları yazmayı doğduğum
bu toprakların; tarihin ve coğrafyanın insanlarına sunmayı bir
borç biliyorum. Bunu yapmazsam, giderek yozlaşan, her türlü estetik
değerden uzaklaşan, "televole" kültürünün egemen
olduğu toplumumuz bunun belki farkında bile olmaz ancak ben borçlu
kalırım.
Bu kitabın şiirle ilgili; şairleri, diğer yazar-sanatçıları,
entelektüel, yaratıcılıkla ilgili psikodinamik süreçlere
ilgi duyan herkesi ilgilendireceğini ve bir boşluğu dolduracağını umuyorum.
*
|